Ana Sayfa
Yeni Doğan
Çocuk Sağlığı
Çocuk Şiirleri
Doktora Danış
Soru Ara
Son Cevaplar
Tüm Cevaplar
Sık Sorulanlar
Çocuğu Anlama
İletişim





SORUN saç kurutma makinası
2 aylık bir oğlum var ve doktora götürdüğümüzde gazlı bir çocuk olduğunu ve kolik olduğunu söyledi her gece bizi çıldırtacak şekilde ağlıyor çare olarak saç kurutma makinası sesini bulduk o zaman çoğunlukla susuyor bana sanki korkuyormuşta susuyormuş gibii geliyor çünkü açıca susuyor ağlaması gelse bile yutuyor dudağını büzüştürüp sonra etrafına bakınıyor acaba korkuyormu bunun gelişim psikolojisine etkisi varmı teşekkürler
 
CEVAP Kolikler ve gaz ile başetmek.
Ah şu gaz sorunu ve kolikler olmasa. Tam bebeğinizi yeni kucağınıza alıyorsunuz, ilk günlerin o teleşını atlatıyorsunuz, annenin ağrıları geçiyor, bebek emmeyi öğreniyor, süt geldiydi, gelmediydi sıkıntıları bitiyor, ama bebeğin öyle çok keyfini çıkarmaya fırsat bulmadan şu gaz sorunu ve kolikler başlıyor. Öyle az sıklıkta karşılaşınlan bir sorun olsa neyse, bir hayli de sık görülüyor.
Kolik krizleri sırasında sizin kendi kendinize bulduğunuz o saç kurutma makinesinin sesinin bebeğin ağlamasını geçirdiği bilinen bir yöntemdir. Bunun gibi çalışan ve ses yapan diğer makineler de benzeri etkiyi yapıyor. Mesela kolikli bir bebeği anne baba aşırı ağlaması nedeniyle doktora, ya da bir hastaneye getirmek için bebeği kaptıkları gibi doğruca arabalarına binerler. Aracın motoru çalışmaya başladıktan sonra ve hareket etmesiyle bebeğin ağlaması kesilir(sıklıkla kesilir). Hatta bebek tam doktorun önüne geldiğinde ya uyumaya, ya da gerinip hiç birşey yapmamışçasına öyle bakınmaya başlar..
Bu konu ile ilgili yapılan yorum bebeğin daha çok korkması ile ilgili değildir de; bebeklere bu şekildeki cihaz ve motor seslerinin anne karnındayken dışardan gelen sesler ve titreşimleri hatırlatıyor olabileceği şeklindedir.
Korkuyor da olabilirler.
Ama koliğin başlattığı bu ağlama ile perişen olmasına çoğu kez bu şekilde ağlamayı kesmeleri de tercih edilebilir.
Bebeğin büzüşmesi de anne karnındaki konumunun pozisyonuna dönme hareketi olarak değerlendirilebilir. Ama bunlar yorumdur.

Gaz sancıları, kolikler ger zaman kendi kendini sınırlayan, sonunda bebeğin ağlamasına neden olan başlatıcı nedenin bebeğin hayatını tehlikeye sokmadığı, uzun vadede (bir kaç ay gibi) tamamen kaybolan tabloları tanımlar.

Bir çocuk hekimi olarak ben, gaz sancılarına ve koliklere oluşturduktan sonra müdahele etmek yerine oluşmaması için yapılabilecek şeylerin olduğunu ve bebeğin primer ilgilenici kişisi olan annenin alinde olan bazı teknik ve taktiklerin olduğunu düşünürüm.
"Oluşturduktan sonra" diyecek kadar da bu taknik ve taktiklere güveniyorum.
Bu teknik ve taktiklerle koliklerin tamamen önlenmesi konusunda yapılmış kontrollü bir çalışmam olmadığı ve yapılmış bir çalışmayı da bilmediğim için kesin konuşamıyorum. En azından azaltıcı etkilerinin olduğunu söyleyebilirim.

1- Anne bebeğiyle emzirme döneminde de bir bütündür. Bebekten korkmak, çekinmek, onu kucağına aldığında ve emzirme sırasında strese girmek yerine nasıl gebeliği sırasında kendini doğal hissediyorsa, aynen öyle rahat olmalıdır. Korkarak bebeğini kucağına alan, emzirme konusunda da ürkek ve çekingen olan bir annenin bebeği ile relaks bir halde emzirilen bebek arasında farklar olur. ANNELER RAHAT OLUN.

2- Mümkün olduğunca emzirme sırasında anne ve bebek başbaşa kalmalıdırlar. Eğer birileri varken anne memesini çıkarıp da bebeğine vermekten sıkılıyorsa etikisi altında kalacağı stress hormonları annenin süt salgısını etkiler, bebek de süt akımı bozulduğu için süt yutmak yerine hava da yutar. O halde emzirme işinden ilk zamanlarda çekinen anneler, emzirme anında bebeğiyle yalnız, başbaşa bırakılmalıdırlar. EMZİREN ANNEYİ RAHATSIZ ETMEMEK GEREKİR.

3- Emzirme sırasında ve diğer tüm zamanlarda başkaları tarafından durmadan uyarılıp, yok şöyle yap , yok böyle yap, sütün yetiyor, ya da yetmiyor gibilerinden annenin kendine olan güvenini azaltacak girişimlerde kimsenin bulunmaması gerekiyor. Bilakis bunun yerine annenin çevresindeki herkesin anneleiğin ilk günleri, haftaları ve aylarında herşeyin o kadar da kolay olmadığını unutmaması ve mümkün olduğunca anneye olumlu bir şekilde yol gösterip destek olması, yardım etmesi gerekiyor. Eskiden bu işler büyük annelere, büyük teyzelere, halalara düşerdi. Ama şimdilerde onlar da gençler onlardan daha çok okuyup birçok konuda onları konuşturmadıkları için hem çekingen davranıyorlar hem de eleştirilmek korkusuyla doğrulardan sapıyorlar.. Yani onlar da en az anne kadar stress ve heyecana kapılıyorlar. ANNENİN YAKINLARI, ANNEYE DESTEK OLUN.

4- Gebelik süresi 9 ay. Çok az anne ve baba doğumdan sonra bu zor günlerin olabileceğini tahmin edebiliyor. Gebelik döneminde hiç bir yaramazlık yapamayan bebeğin doğumdan sonra da hep en iyi halleri ile hayaller kuruluyor. Acil durumlarda ne yapılır, işin en başındaki, en önemli ve zor durum bebeğin emzirilmesi konusu nasıl olmalıdır nasıl gazı çıkarılmalıdır gibi konulara ya hiç girilmiyor, ya da öylesine biraz merak ediliyor, ama uygulama günleri gelince hepsi unutuluyor. SAYIN ANNE VE BABALAR MÜMKÜN OLDUĞUNCA BİLGİLENİN.

5- Bebek doğar doğmaz en kısa sürede annenin kucağına verilip anne memesiyle buluşturulur. Bu süre ne kadar kısa olursa anne ile bebek arasındaki iletişim o kadar erken ve o kadar iyi olur. Anne bebeğin emme ihtiyacını ne kadar kolay anlayabilirse bebek ağlamaya ihtiyaç duymadan memeye ulaşabilir. Bu da bebeğe ağlamayı öğretmemek açısından önemlidir. Anneye işte şu kadar saatte bir emzir, ya da emzirme gibi önerilerde bulunulursa anne ne zaman emzirmesi gerektiği konusunda tereddite düşmeye başlar. Halbuki bu durum bebeğin gün içindeki tepkileri ile kısa bir sürede anlaşılması öğrenilir bir durumdur. Acıkmaya başladıktan sonra anne memesine alınmayan bebek bir süre sonra ağlamaya başlayacaktır ve zamanla bebek her acıkmasında ağlamaya başlayabilir. İlk haftalarda bebek uykusundan sadece acıkarak uyanır, kalan tüm zamanını uyuyarak geçirir. Ancak 2. aydan itibaren yavaş yavaş çevresi ile ilgilenmeye başlar ve uyanık kalma süresi uzar. BEBEK DOĞAR DOĞMAZ EMZİRMEYE GEÇİN.

6- Emzirmenin doğru bilinmesi ve uygulanması çok önemlidir. Bunu faydaları:
Anne sütünün erken gelmesi
Bebeğin yeterince süt alması, iyi beslenmesi.
Karnının tam doyması, huzurlu olması.
Anne sütünün kesilmeden gereken süre kadar emzirilebilmesi
Bebeğin gaz, kolik gibi sorunlarının minimuma indirilebilmesi.

7- DOĞRU EMZRİME NASIL OLMALI.
Emzirme süresi ve sıklığı saatle değil bebeğin emme isteğine göre ayarlanmalı. İlk günlerde bu aralar en fazla 3 saat arayla olmalı. Ne kadar sıklıkta sorusunun cevabu "bebek istedikçedir".
İlk günlerde mümkün olduğunce her iki meme de emzirilmelidir. Daha sonra her seferinde bir memedeki süt tamamen bitirilmeye çalışılmalıdır. Memede süt biter bebek daha emmek isterse diğer memeye geçilir. Bebek bu memede doyar ve emmeye bu memenin sütü bitmeden son verilirse bir dahaki seferde emmeye bu memeden başlanılabilir.
Bebeğin anne kucağında tutuluşu, annenin pozisyonu önemlidir. Anne mümkün olduğunca dik ve rahat oturmalı, bebeğini kucağında bebeğin yüzü anne memesine bakacak şekilde, başı mide seviyesinden daha yukarıda tutmalı. Bebek de rahat olmalıdır.
Bebeğin ağzına sadece memenin ucu değil tüm kahverengi alan bebeğin ağız içine girecek şekilde meme verilmeli. Eğer bebeği emzireceği zaman anne memesini bebeğin ağzına iyi yerleştiremez ve bebek memeyi sadece ucundan dişetleriyle kıstıracak şekilde tutarsa; bebek memeyi kıstırdığında süt kanalları bloke olup süt gelemeyecektir. Ancak dişetlerinin kıstırmasında kurtulunca yani bebek ağzını açınca süt gelecektir. Bu da bebeğin meme ile kavga etmesine yeterince süt almamasına yol açacaktır. bebek memeyi kıstırdıkça süt kesilecek, ağzını açtığında da süt kanalları serbest kaldığı için süt sağılamadığı için gelmeyecek. Bebek ağlayacak, anne zorlanacak. sonunda kıstırıla kıstırıla meme uçları bir de yara olacaktır. Emzirme bu sefer bir de sancılı hale gelecektir.
O halde bebek anne kucağına doğru bir şekilde yerleştirildikten sonra anne memesi de bebeğin ağzına meme ucu bebeğin damağının içinde kalacak şekilde yerleştirilmelidir. Bebek bu halde meme ucunu yara etmeden ve bolca emebilir.
Emzirme işleminin sonunda, hatta bazen arasında bebeğin başı annenin omuzuna gelecek şekilde bebek dik şekilde anne kucağında tutularak "gark" dedirtilmelidir. Bilhassa emzirme işlemi sonunda bebek gazını çıkartmadan uyutmaya bırakılmamalıdır. Bebek memede emerken uyutulmamalıdır.
Emme sırasında bebeğe fazla hava yutturulmazsa ve bir şekilde emerken yutulan hava daha midedeyken çıkartılırsa bebeğin gaz sorununu azaltmak için önemli bir adım atılmış olur. Eğer emme sırasında yutulan hava, midedeyken çıkartılmazsa süte karışarak, oniki parmak barsağına geçer ve oradan itibaren artık gark dedirtilerek çıkartılamaz. Çıkması için kalan tek ihtimal için gazın katetmesi gereken bir sürü barsak lupu olacak ve her lupdan geçişinde bebek sancılanacaktır. O yüzden bebeğin gazını çıkartmak için gecikilmemesi lazımdır.
Yine bebeğin emme sırasında rahat nefes alabiliyor olması hem süt hem hava yutmaması için lazımdır. Bebeğin burnu tıkanmışsa, meme emerken ağzını da meme tıkayacaksa; bu bebek emerken nasıl nefes alacak? Hem emmek isteyecek, hem ağzını açıp hava almaya çalışacak. Böylece hem hava yutacak, hem de süt! Midesi şişecek, ama karnı doymayacak. Ağlayacak, çok ağlayacak.. Ağlarken de daha çok hava yutacak.. durum böylece daha da sıkıntılı halde gelecek. O halde bebeğin emerken hava yurmamasına özellikle dikkat edeceğiz. Burnu tukalı ise serum fizyolojik içeren burun damlaları ile bebeğin burnunu açtıktan sonra bebeği memeye tutmak gerekir.
İlk iki yıl bebeklerin yastıkla yatırılmalarını önermeyiz. Çünkü boyunları çok kısadır. Kısacık boyunlarının bir de yastıkla katlanmasını istemeyiz. Bunu yerine yastığın, bebeğin yattığı yatağının, baş ucu kısmının altına konulmasını öneririz. Böylelikle henüz çok iyi gelişmemiş yemek borusu- mide bileşkesi sfinkteri nedeniyle emdiği sütlerin de yatarken geri gelmemesi için gerekli tedbiri almış oluruz.
Yine emzirme sonrası midesi stüle dolmuş bir bebeği tutarken mide kısmından bastırmadan kucaklamanızı öneririz. Böylece sıvı gıda olan süt mideden kolayca bebeğin ağzına geri gelmez, kusmaz.
Emzirip, gazını çıkarttıktan sonra baş kısmı biraz yükseltilmiş yatağına yatırırken bebeği önce yüzü sağ yanına bakarak yatırmanızı öneririz. Böylelikle sütle dolu mideden süt, mideden sonraki barsağın ilk başlangıç kısmı sağa dönük olduğu için sütün barsağa akışı da kolaylaşmış olur. Sol yana yatırdığımızda ise oniki parmak barsağının pozisyonu mideye göre biraz daha yukarı doğru olacağı için sütün yemek borusuna geliş daha kolay olabilir. Bu pozisyonda yatırmayı emmeden hemen sonra olmak yerine 1 -2 saat sonra tercih edebiliriz. Ayrıva dolu mideyle sırtüstü yatarken kusma süt aspirasyonuna neden olabilecekken, sağ yana yatırdığımızda kusarsa da kusumuğun dışarıya akmasını kolaylaştırmış oluruz. Böylece bebeğin tıkanması ihtimalini de azaltmış oluruz.

8- Bebeklerin doğum öncesi başladıkları büyüme ve "gelişmeleri" doğumdan itibaren de kesilmeden devam ederler. Doğum anında yapamadıkları bir çok işlevi zaman geçtikçe yapabilir hale gelirler. Sindirme işlevi bu gelişme işinde en çok yol kateden fonksiyonlardan biridir. Nasıl ki doğumda bebeklerin dişleri olmaz, en erken 6. ayda çıkartırlar; sindirim enzimleri de ilk günlerde en az, takibeden haftalarda yavaş yavaş gerekli enzimler salgılanır ve miktarları da artar. İşte mide, pankreas, safra ve barsak yüzey enzimleri de yeterli miktarda en erken 4 - 6. ayda salgılanmaya başlarlar. Bu yetersizlik nedeniyle de bebekler emdikleri anne sütünü zaman zaman sindirmekte zorlanırlar. Bu yüzden bebeğe anne sütü dışındaki mamaları vermekten çok memenun olmayız. Onların sindirimleri elbette daha zor olur. E, bu sindirim sıknıtısını bebek bize nasıl bildirir? Ağlayarak.

9- Biz de bebekler gibi her öğünümüzde süt içsek! Sütün içerdiği laktoz şekeri barsakta parçalanırken bazı kişilerde yeterli "laktaz" enzimi olmaması sonucu barsak bakterilerinin yemeği olur! Ve bunun sonucu da oluşan gazlar da bebek olmayan kimselere bile sıkıntı verebilir. E bazı bebeklerde bu laktaz enzimi de yatarsiz olabilir. Bunu her seferinde hemen ortaya çıkarmak pratik hekimlik uygulamasında mümkün olmuyor. Bu durum çok belirgin hale gelmedikçe yapılacak şey bebeğin yeterli "laktaz" emzimi salgılamasını beklemektir.

10- Biz de bebekler gibi günde 8 öğün, birar şişe süt içsek, ve aynen bebekler gibi kıpırdamadan yatsak. Kimsenin böyle bir duruma düşmesini dilemem elbette. Sadece süt içsek ve sadece ellerimizi ve ayaklarımızı hareket ettirebilsek. Yerimizden, bebeklerde olduğu kıpırdayamasak.. İlk 4 -5 ayda sağa sola bile döenemez garibanlar.. Sonunda karnımız şişp davul gibi olmaz mı? Yetişkinlerde barsak hareketlerini kolaylaştıran en önemli faktörlerden birisi gün içinde hareket etmemizdir. Yürümemiz, merdiven çıkmamız, oturmamız, kalkmamız, yük altında kalmamaız ile karın içi basıncımızı sık sık etkileyerek barsaklarımın içeriğinin hareket etmesini sağlarız. Gaz, kolik gibi şikayetlerimiz böylece farkına farmadan, oluşmadan yok olur. Bu durumda önerim: Zaman zaman kendi kendine kareket edemeyen bebeğinize narin pasif jimnastik hareketleri yaptırmanız. Mesela bacaklarını hafifçe dzilerinden büküp bırakın. Bebeği sağ yana yatırıp sırtını, karnını sıvazlayın, sonra sol yana çevirip yine sırtını hafifçe karnını sıvazlayın.

11- Ne yaparsanız yapın yine de gaz krizi geldiyse bebeği en hızlı rahatlatacak şeylerden birisi o anda "pırt" diiyebilmesi ya da kaka yaapabilmesidir. Bunun olmasına yardımcı olmak için bebeğin altını açıp bacaklarını yukarı kaldırıp hafifçe karnına doğru katlayabilirsiniz. Bu arada yalnız bebeğin midesi yani dolmuşsa kusabilir. Kusarsa tıkanma hitimaline karşı tercihen bu cimnastik hareketini bebek yeni emzirildiğinde yapamamak ya da bir sağlık görevlisinden yardım istemek gerekir. Kaka yapmasını ya da pırt demesini uyarmak için yapılacak mamakt uyarma işlemin de yine sağlık görevlilerince yapılmasını önermem gerekir.

12- Kolik ağlamaları sırasında ısıtılmış havlu ile bebeğin bacaklarının ve karnının sarılması da rahatlatıcı etki yapabilir. Tabii ki bebeği yakmadan, giysilerinin üzerinden.

13- Tüm bunlara dikkat edilmesine rağmen sıkıntı oluşuyorsa hekime başvurmak gerekir.

Tüm bebeklere sancısız, huzurlu, güzel günler dilerim.



Yasal Uyarı: Cocukdoktoru.Net'in içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. CocukDoktoru.Net sağlıkla ilgili konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitemizdeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır.

Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden CocukDoktoru.Net sorumlu tutulamaz. Bu siteyi ziyaret eden kişiler bu uyarıyı kabul etmiş sayılır. Sitedeki bilgiler her gün güncelleştirilemediğinden her bilgi ziyaretçi tarafından doktoruna danışılarak kontrol edilmelidir.








Ana Sayfa | Yeni Üye | Yeni Doğan | Çocuk Sağlığı | Çocuk Şiirleri | Enürezis | Soru Yaz | Soru Ara | Son Cevaplar | Tüm Cevaplar | Sık Sorulanlar | Çocuğu Anlama | Masaj Dünyası|İletişim
© Deniz Web - 2007