Oyun temelli öğrenme çocukları hayata daha güçlü hazırlıyor
Uzmanlara göre oyun temelli öğrenme, çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimini destekleyerek onları yaşamın zorluklarına hazırlıyor.
ÇOCUK DOKTORU / İSTANBUL, TÜRKİYE — 24 ARALIK 2025
Uzmanlara göre oyun oynayan çocuklar yalnızca eğlenmiyor, aynı zamanda bilişsel, duygusal ve sosyal becerilerini geliştirerek yaşamın karşısına daha donanımlı çıkıyor.
İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çocuk Bakımı ve Gençlik Hizmetleri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aynur Aydoğan, oyunun çocuk gelişiminde kritik bir role sahip olduğunu belirterek, oyun temelli öğrenmenin çocukların dünyayı anlamlandırma ve hayata hazırlanma sürecinin temel taşlarından biri olduğunu vurguladı.
Oyun, çocuğun dünyayı anlamlandırma biçimi
Aydoğan’a göre oyun, çocuk için yalnızca bir eğlence aracı değil, aynı zamanda temel bir gelişim ihtiyacı olarak kabul ediliyor. Literatürde oyunun “çocuğun işi” olarak tanımlandığını hatırlatan Aydoğan, bu sürecin beyin gelişimini desteklediğini, duygusal zekâyı güçlendirdiğini ve sosyal becerilerin kazanılmasına katkı sağladığını ifade etti.
“Oyun oynayan çocuklar, yaşamın getireceği zorluklara karşı daha donanımlı hale gelir,” diyen Aydoğan, oyunun çocuğun dünyayı taklit ederek öğrendiği güvenli bir alan sunduğunu belirtti.
Oyun temelli öğrenme kalıcı öğrenmeyi destekliyor
Oyun temelli öğrenmenin klasik eğitim yaklaşımlarından ayrıştığını belirten Aydoğan, bu yöntemde çocukların pasif dinleyiciler değil, öğrenme sürecinin aktif katılımcıları olduğunu söyledi. Oyun sırasında çocukların problem çözme, strateji geliştirme, iş birliği ve yaratıcılık gibi becerileri doğal biçimde kazandığını vurguladı.
Aydoğan, hata yapmanın öğrenmenin doğal bir parçası olarak görüldüğü bu yaklaşımda çocukların denemekten korkmadığını ve özgüvenlerinin güçlendiğini dile getirdi.
Yaratıcılık oyunla gelişiyor
Yaratıcılığın doğuştan gelen bir potansiyel olduğunu ancak deneyim ve oyunla şekillendiğini ifade eden Aydoğan, hayali senaryoların ve sembolik oyunların çocukların farklı bakış açıları geliştirmesine katkı sunduğunu söyledi.
Oyunun yapılandırılmamış ve esnek doğasının zihinsel esnekliği artırdığını belirten Aydoğan, bu sürecin düşünce akıcılığını ve problem çözme kapasitesini güçlendirdiğine dikkat çekti.
Her yaşın oyunu farklılaşıyor
Çocukların yaşlarına göre oyun ihtiyaçlarının değiştiğini belirten Aydoğan, bebeklik döneminde duyusal oyunların, okul öncesi dönemde sembolik oyunların, ilerleyen yaşlarda ise kurallı ve stratejik oyunların ön plana çıktığını söyledi. Bu süreçte en önemli ölçütün çocuğun oyundan keyif alması ve aktif olması olduğunu vurguladı.
Oyunun yalnızca çocuklukla sınırlı olmadığını belirten Aydoğan, ergenlikten yetişkinliğe kadar oyunun stres azaltıcı ve zihinsel esnekliği artırıcı bir rol üstlendiğini ifade etti.
Ebeveynlere önemli uyarılar
Ebeveynlere çocuklarının oyununa müdahale etmemeleri yönünde çağrıda bulunan Aydoğan, yetişkinlerin oyuna yön vermek yerine çocuğa eşlik etmesinin önemine dikkat çekti.
Aydoğan, “Çocuğun liderliğini takip etmek, sorularla hayal gücünü desteklemek ve oyunun doğal akışına saygı göstermek gerekir,” dedi. Aşırı müdahalenin yaratıcılığı ve bağımsız düşünme becerilerini olumsuz etkileyebileceğini vurguladı.
Dijital ve fiziksel oyun arasında denge şart
Dijital oyunların bilinçli ve dengeli kullanıldığında bilişsel ve sosyal becerilere katkı sunduğunu belirten Aydoğan, fiziksel oyunların ise çocukların sağlıklı gelişimi için vazgeçilmez olduğunu söyledi.
Ailelerin dijital ve fiziksel oyunlar arasında denge kurmasının önemine işaret eden Aydoğan, bu yaklaşımın çocukların hem teknolojiden faydalanmasını hem de sosyal ve fiziksel gelişimlerini sürdürmesini sağladığını dile getirdi.













