Disleksi araştırması: Tek bir hatalı gen değil, ağ zayıflığı
Elena Grigorenko’nun araştırması, disleksinin tek bir genle değil, sinir ağı zayıflıklarıyla ilişkili olduğunu ve nöroplastisiteyle yönetilebileceğini kanıtladı.
AHMET TAŞ / ÇOCUK DOKTORU
HOUSTON, ABD — Houston Üniversitesi’nden Elena Grigorenko, Journal of Speech, Language and Hearing Research dergisinde yayımlanan yeni çalışmasıyla disleksinin tek bir genetik bozukluk yerine beyindeki geniş kapsamlı sinir ağı zayıflıklarından kaynaklandığını bilimsel olarak kanıtladı.
Toplumun yaklaşık %10’unu etkileyen disleksiye yönelik bu bulgular, durumun sabit bir kader olmadığını ortaya koyuyor. Araştırma, beynin nöroplastisite kapasitesi sayesinde disleksinin doğru yöntemlerle yönetilebilen ve etkileri azaltılabilen bir süreç olduğunu göstererek eğitim ve tıp dünyasında yeni bir sayfa açıyor.
40 yıllık genetik veriler yeniden incelendi
Elena Grigorenko liderliğindeki ekip, yaklaşık 40 yıl boyunca yürütülen genetik çalışmaları sistematik bir analizle yeniden ele aldı. Bilgisayar analizleri ve devasa biyoloji veri tabanları kullanılarak yapılan incelemede, disleksi ve okuma süreçleriyle ilişkili olduğu düşünülen 175 aday gen analiz edildi.
Araştırma sonucunda, disleksinin sanıldığı gibi tek bir "hatalı gen" üzerinden açıklanamayacağı anlaşıldı. Bulgular, bu farklılığın beynin geniş kapsamlı sinir ağı fonksiyonlarındaki zayıflıklarla ilişkili olduğunu gösterdi. İncelenen genlerin çoğunun evrimsel olarak eski olmasına rağmen, bu genlerin ne zaman ve nasıl aktive olduklarının benzersiz bir şekilde insana özgü olduğu belirlendi.
Nöroplastisite ve beyni eğitmek mümkün
Çalışmanın disleksinin değiştirilemez bir durum olmadığını kanıtladığını belirten Auto Train Brain CEO’su Dr. Günet Eroğlu, beynin esnek yapısına dikkat çekti. Eroğlu, "Sinir ağları arasındaki bu bağlantısal kopukluklar, uygun yöntemlerle yeniden düzenlenebiliyor. Bu da ‘beyni eğitmek’ kavramını bilimsel olarak anlamlı kılıyor" ifadelerini kullandı.
Okuma ve yazma güçlüğü olarak bilinen disleksi, dikkate alınmadığında yetişkinlik döneminde anksiyete ve özgüven kaybı gibi ikincil sorunlara yol açabiliyor. Ancak nöroplastisite sayesinde sinir yollarının yeniden yapılandırılabileceği gerçeği, tedavi yaklaşımlarını kökten değiştiriyor.
Teknoloji destekli kişiselleştirilmiş modeller
Gelişen teknoloji, öğrenme güçlükleri yaşayan bireyler için nöro geribildirim (neurofeedback) gibi yöntemlerle ölçülebilir destek imkânları sunuyor. Bu yöntemle bireyler kendi beyin aktivitelerini gerçek zamanlı olarak fark ederek düzenleyebiliyor.
Dr. Günet Eroğlu, bu sürecin dışarıdan bir yönlendirme yerine bireyin kendi katılımıyla gerçekleştiğini ve bu durumun daha sürdürülebilir kazanımlar sağladığını belirtti. Bilimsel verilerin ışığında, disleksinin bir engel değil, doğru stratejilerle yönetilmesi gereken bir "öğrenme profili" olduğu görüşü giderek daha fazla kabul görüyor.













