Türkiye Eğitiminde Yeni Yol Haritası: Proje Metodu

Türkiye’de 2005–2006 öğretim yılında başlayan Proje Metodu, Köy Enstitüleri ve Küme Çalışmaları mirasına dayanıyor. Ancak yeterince tanıtılmadığı için eğitimde çelişkiler yaşanıyor. Uzmanlar yönteme sahip çıkılmasını istiyor.

Türkiye Eğitiminde Yeni Yol Haritası: Proje Metodu

YUSUF GÜNDÜZ / ÇOCUK DOKTORU / ANKARA

Türkiye, 2005–2006 öğretim yılına yeni bir eğitim anlayışı ile girdi: Proje Metodu. Ancak aradan geçen süreye rağmen yöntem hakkında yeterli farkındalık oluşmadığı için uygulamada ciddi tedirginlikler yaşanıyor. Öğretmenlerin bir kısmı yönteme mesafeli yaklaşırken, müfettişler de öğretmenleri ikna etmekte zorlanıyor. Eğitim kurumlarının belirsizliği ise yöntemin yaygınlaşmasının önündeki en büyük engel olarak öne çıkıyor.


İlk Deneyimler: İki Okul, İki Farklı Tablo

2005 yılında Milliyet gazetesinin Ege ekinde yayımlanan bir haberde, Güzelyalı’daki Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu’nda proje metodunun pilot uygulamaları dikkat çekmişti. Fotoğraflarda gülümseyen öğrenciler ve öğretmenleri, sınav stresinden uzak, proje üreterek öğrenmenin mutluluğunu yaşıyordu.

Aynı dönemde Balçova’daki bir okulda ise öğrenciler sık sık sınavlara sokuluyor, evde gece yarılarına kadar ders çalışmaya zorlanıyordu. Aradaki sadece birkaç kilometrelik mesafe, eğitim anlayışında iki ayrı çağın farkını gösteriyordu.


Ulusal Boyut: Cumhuriyetin Eğitim Mirası

Proje metodunu anlamak için Cumhuriyetin kuruluş yıllarına bakmak gerekiyor. 1930’larda açılan Eğitmen Kursları ve sonrasında kurulan Köy Enstitüleri, Cumhuriyetin en önemli eğitim reformları arasında yer aldı.

Köy Enstitüleri kapatıldıktan sonra 1960’lı yıllarda devreye giren Küme Çalışmaları yöntemi, özgür düşünceyi, yaratıcılığı ve ekip çalışmasını esas aldı. O dönem büyük bir heyecanla uygulanan bu yöntem, askeri darbeler sonrası kaldırıldı.

2005 yılında yeniden gündeme gelen proje metodu, aslında bu köklü geçmişin bir devamı niteliğinde. Dönemin Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri de yöntemin Köy Enstitüleri’ndeki uygulamalardan beslendiğini açıkça dile getirmişti.


Evrensel Boyut: İnsanlığın Öğrenme Serüveni

İnsanoğlunun milyonlarca yıllık gelişim süreci, yaratıcı düşünme ve işbirliği ile hız kazandı. Proje metodu da tam bu noktada evrensel bir eğitim anlayışı sunuyor: Çocuğun doğuştan getirdiği yaratıcılık, eşitlik, paylaşma, onur ve sevgi gibi değerleri, tasarlayarak ve birlikte üreterek geliştirmesine imkân tanıyor.

Ezbere dayalı sınav sistemlerinin aksine, proje metodunda öğrenilen bilgi değil, kavranan bilgi kalıcı oluyor. Bu da çocukların yalnızca bireysel başarıya değil, toplumsal gelişime de katkı sunmasını sağlıyor.


Neden Sahip Çıkılmalı?

Türkiye’nin eğitim tarihinde pek çok kez denenen yenilikçi yöntemler, siyasi ya da bürokratik nedenlerle yarıda kaldı. Ancak uzmanlara göre proje metodu, yalnızca bir hükümetin değil, Cumhuriyetin ortak ürünü. Bu nedenle kalıcı bir eğitim reformu olarak görülüyor.

Eğitimciler, medyadan üniversitelere kadar tüm kurumların bu yöntemi sahiplenmesi gerektiğini belirtiyor. Çünkü proje metodu yalnızca bugünün değil, 21. yüzyılın eğitim anlayışını temsil ediyor.


www.cocukdoktoru.net